Bazen bir şey olur ve insan değişik, tanınmamış bir hissiyata girer. Kendini başka türlü hisseder. Bir başkasıymış gibi. Bir olay olmuşken, yeni biri hayata girmişken, ya da başka biri hayattan çıkıp ömür törpüsünü başlatmışken içimize dolan "başlama, bitme, coşma veya yerin dibine gömülme" hissiyatlarından biri değil bu bahsettiğim. Birdenbire, kendiliğinden,çat kapı gelir, içe oturanlardan. Ne iyi, ne kötü olanlardan.. . Ne odur, ne bu... Kendini başka türlü hissetmek işte. Garip, daha garip ne olsun! Onca zamandır içinde yaşanılan evin odaları, duvarları, kapıları bir değişik gelir, bu garip değişiklik hissiyatı insana geldiğinde. Her gün arşınlanan yollarda bir başkalık vardır. Sanki eski yollara, şimdi başka birinin gözünden bakılıyordur. Oysa göz aynı göz, el ayak tamamen aynı. İnsanı kafasından tutup yere bastırmışlar, ayaklarından sabitlemişler ancak etrafındaki herşeyi ama her bir şeyi, tüm dünyasını bir fırıldak gibi çevirmişler gibi. İnsan garip bir rüyadan uyanmışcasına şöyle bir affallar, içinde orasını burasını yoklar. Biri mi terk etmiştir, bir dönem mi bitmiştir, bir kalp mi unufak edilmiştir, bir habere mi üzülmüştür, bir facia mı olmuştur. Yok yok yok. hiçbiri değildir olan. Ortada fol-yumurta yokken ona bir his gelmiştir, hem de hiç çağrılmadan.
Hani o üst üste dinlenmekten bir dönemin şarkısı olmuş şarkılarımız vardır ya, bilmem kime aşıkken hep dinlenen şu şarkılar... Böylesi şarkı dönemleri gibi his dönemleri vardır hayatlarımızda. Hatta bir zaman sonra, geri dönüp o dönemi düşündüğümüzde, ya da o dönem dinlediğimiz şarkıları yeniden duyduğumuzda, o günleri hatırlayışımız gibi, bir de bu hissiyatı hatırlarız. O sıralar içimizde olan hissiyatımız gelir aklımıza. O dönem "şöyle" hissediyorduk. aslında kelimelerle tam karşılığı yoktur bu şöylenin. Ondan önceki ve sonraki dönemlerde hiç "şöyle" hissetmedik. Bireysel dönemimize has "şöyle"lerimiz vardır. Belki onlarca.
Az önce yüzlerce binlerce kez kapattığım mutfak ışığının ardından, yüzlerce binlerce kez arasından geçtiğim koridoru geçip gelirken buraya, böyle çağrılmadan gelen yeni bir hissiyatın içime yer ettiğini kanıksadım. Yeni geldi gelmeye de, bir kaç saatlik, bir şarkılık, bir iç çekmelik, hoş bir sedalık bir his değil. O kadar da değil, belli ki, yeni bir dönem hissi bu gelen. Neden geldi, ne oldu ya da ne bitti de geldiği ise koskoca bir muamma. Kalktım geldim diyor işte. Haydi bakalım diyorum ben de, haydi bakalım bir dönem değişimidir bu. Şimdi yeni döneme yeni şarkılar, yeni kelimeler bulunmalı, yeni kayıtlar tutulmalı. Biri bitmiş ne de olsa, hayatımın bir dönemi kendi ömrünü tamamlamış.